Hepimizin Evi Mavi Gezegen
dağlar güzeldir
vadiler, akar sular
uçurumun kenarında bitiveren çiçekler
güzeldir
ceylanın gözleri, kurbağanın bacakları
balıkların yanar döner pulları güzeldir
ve insani bir gülüş
ve aşk
aşk da güzeldir
Yaşamak için havaya suya; beslenmek için balıklara, kuru fasulyeye, süte, portakala, rokaya, tahıla ihtiyaç vardır. Bugün kullanılan ilaçların % 40 kadarı bitkilerden elde edilmektedir. Ama artık biliyoruz ki sağlık bir yaşam için bundan çok daha fazlasına ve doğaya mecburuz.
Bugünkü çevreciliğin şiarı olan “biyolojik çeşitliliğin korunması” insanoğlunun geleceğiyle ilgilidir. Doğadaki türlerin çeşitliliği, beraberinde bolluk ve verimliliği getirmektedir.
Dünyada yaşayan iki milyon canlı türünün her yıl 27 bini yok olmaktadır. Diğer yandan toprak kayıpları, su kirliliği ve atmosferdeki çevre sorunları biyolojik çeşitliliği azaltmaktadır.
Kurdun kuşun ve nebatın efendisi
Kutsal kitaplara göre; insanı kendi suretinden yaratan Tanrı, onu “kurdun kuşun ve nebatın efendisi” kılmıştır. Böylesine bir egemenlik hakkını kendinde gören insan işleyebileceği en büyük günahı işlemiştir.
Para kazanma hırsı içindeki kapitalistlerin giderlerini azaltmak yani daha çok kar etmek için doğayı katletmekte oldukları artık herkesin malumudur. Buna hükümetlerin çevre sorunlarına duyarsızlığı ve insanların bilinç eksikliği de eklenince “korkunç” diye nitelenen sona hızla yaklaşılmaktadır.
Sorunun sadece çevre kirliliği değil başta su olmak üzere doğal kaynakların fütursuzca tüketilmesi olduğu açıklanıyor. Küresel ısınma nedeniyle buzullar eriyor. Kimyasallar nedeniyle denizlerdeki akarsulardaki balıklar cinsiyet değiştiriyor. Savaşlarda patlatılan bombalar doğayı tahrip ederken, parçalanan insanlar vücutları ruhları kirletmektedir. Kar hırsı mavi gezegeni felakete sürüklemektedir.
Bu tükenişten sorumlu olan insan türü; para kazandıkça, statü kazandıkça, tanrıcılık suretine bürünmekten çekinmeyen zararlı bir canlı türüdür. Bir “tür ırkçılığıyla” kendini her şeyin üstünde görmektedir.
Vahşetin ölçüsü
Soğuktan korunmak için metrekarede 10 tane olmak üzere 5 binlik sürülerle yaşayan penguenler ve buzları kırarak onları suya düşürüp avlayan mavi balinalar, yaban hayatın gereğini yapıyorlar. Ancak bütün dünyayı kirleterek türlerin yaşam alanlarını yok eden insanın uyguladığı bu vahşet hiçbir ölçüye sığmamaktadır. Oysa mavi gezegen hepimizin evidir.
İnsanın gerçekte kendi geleceğini de yok ettiğini anlaması; hücrelerinin derinlerinden gelen sesi duyması gerekiyor. Çevreci Emerson’un dediği gibi “Ormanda dolaşan bir insan egoistliğini unutur. İnsan gerçeklere ancak doğayla beraber yaşamakla içgüdü ve sezgilerini kuvvetlendirerek ulaşabilir.”
Kendimizle barışık olmanın yolu; birinci dereceden yakınımız olan, kan bağımız olan doğaya sahip çıkmak ve evimizi temiz tutmaktır.