Bursa Nokta Net Bursa Nokta Net
Son güncelleme: 21 Mart Cuma - 13:22
SÖYLEŞİ
Ayça İnci: 'Bursa benim ikinci adresim oldu'

Ayça İnci: 'Bursa benim ikinci adresim oldu'

'Alacakaranlık' dizisinin İzmir'li Songül'ü, 'O Şimdi Mahkum'un Suzan'ı, Yanık Koza'nın Leyla Emirli'si...

Ayça İnci kimdir? Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

30 Nisan 1978 İstanbul doğumluyum. Lise döneminde reklam filmleri ve kliplerle ilk defa kamera önüne geçtim. İlk dizim 16 yaşında Kartal Tibet'in yönetmiş olduğu "Borsa" adlı tv dizisin de küçük bir rolle oldu. Liseden sonra ressam olmaya karar verdim ve 2 yıl üniversite eğitimi aldım. Ancak aldığım eğitime rağmen oyunculuk aşkı ağır bastı ve 1997 yılında Ali Poyrazoğlu tiyatrosunun açmış olduğu kursa 1 yıl devam ettim. Ardından 1998-2001 yıllarında Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde 3 yıl akşam okulu, 1 yılda Actor Studio olmak üzere 4 yıllık bir eğitim aldım. Actor Studio tiyatro, sinema ve müzikal eğitimi içermekteydi. Tennesse Williams'ın "Kızgın Damdaki Kedi" adlı tiyatro eserini okul sonu performansı olarak sahneledik ve bu oyunda Maggie karakterini canlandırdım. Okul süresince "Üzgünüm Leyla" ve "Böyle mi Olacaktı" adlı tv dizilerinde oynayarak profesyonelliğe ilk adımlarımı atmış oldum. Sonrasında 2002 yılında Yağmur Ajans'ın yapımcılığını üstlendiği "Kumsaldaki İzler" dizisinde bir hayaleti canlandırdım.

Oyunculuk kariyerimin tam olarak başlaması Uğur Yücel'le tanışmamla oldu. Uğur Yücel'in bendeki ışığı keşfetmesi ve "Alacakaranlık" dizisinde İzmir'li Songül karakterini bana vermesi daha çok tanınmama ve sevilmeme sebep oldu. Bu dizideki performansım ile bir çok köşe yazarının ve yapımcının dikkatlerini üzerime çektim. Hatta bir köşe yazısında "Alacakaranlık'ta çok gönül çelen, yürek deşen hallerde idi" dendi. "Alacakaranlık" bittikten sonra Süheyl-Behzat Uygur tiyatrosunda "Güldüren Şüphe" adlı oyunda rol alarak uzun bir yaz turnesine çıktım. Sonrasında ise 2004 yılında Meral Okay'ın öyküsü olan "İstanbul Şahidimdir" adlı TV dizisine muhteşem bir oyuncu kadrosuyla merhaba dedim. Her biri birbirinden değerli olan oyuncu kadrosuna rağmen rating sebep gösterilerek 6 bölüm sonra dizi yayından kaldırıldı maalesef. 2005 yılında Yağmur Ajans'ın yapmış olduğu "Köpek" isimli dizide ilk bölüm konuk oyuncu olarak oynadım ve gerek ustalarımdan gerekse bir çok köşe yazarı tarafından olumlu eleştiriler aldım. Oyunculuğumu yakından takip eden yapımcı ve yönetmen Abdullah Oğuz, 2005 yılında çekmiş olduğu "O Şimdi Mahkum" adlı sinema filminde benimle çalıştı.Bu filmde adına türkü söylenen Suzan karakterini canlandırdım. Ve son olarak Limon Yapım'ın "Yanık Koza" adlı TV dizisinde başrolü Yavuz Bingöl ve Başak Köklükaya ile paylaştım.

Ayça İnci
Oyuncu bir dedeye sahipsiniz. Bu sizin oyuncu olmanız konusunda etkili oldu mu?

Sinemayla ilk tanışmam dedem Bilal İnci ile olmuştu. İlk olarak onun filmlerini izleyerek Türk Sineması’na ilgi duymaya başladım. Çok şaşırırdım küçükken. Dedem bize gelirdi ve o anda onun bir filmi varsa ekranda, nasıl aynı anda iki yerde olduğunu bir türlü anlamazdım çocuk aklımla. Ne zaman ki Yeşilçam hikayelerini dinlemeye başladım, o büyülü dünyanın ne olduğunu idrak etmeye başladım, o zaman oyunculuk aklımın bir kenarına yerleşti. En büyük dileğim oyunculuğu genlerinden miras aldığımı düşündüğüm Yeşilçam’ın ünlü karakter oyuncusu rahmetli dedem Bilal İnci gibi sayısız filme imza atmak; onun bıraktığı meşaleyi dedem gibi son nefesime kadar taşımak...

Birlikte çalışmayı istediğiniz yerli ya da yabancı yönetmen var mı?

Yabancı yönetmen olarak kesinlikle Tarantino. Türk yönetmen olarakta Çağan Irmak ve Fatih Akın.

Önünüze gelen projelerde dikkat ettiğiniz kriterler neler? Senaryo, yönetmen, ekip, konu bunlardan öne geçen hangisi?

İlk olarak senaryo geliyor önem sırasına göre. Sonrasında yönetmen, yapımcı olarak devam ediyor. Diğer rollerdeki oyuncular. Bu böyle bir düzen aslında. Ama bence en önemlisi senaryo. Sağlam bir senaryo olması çok önemli.

Yanık Koza'da bir gazeteciyi oynadınız? Sürekli basınla iç içe olan ünlü biri olarak gazeteciliği oynamak nasıl bir duyguydu sizin için?

Basınla işim gereği iç içe olduğum doğru ama bu sürekli değil; işim dışında genellikle evimdeyim. Özel davetler dışında basınla fazla karsılaşmıyorum. Benim için tüm meslekleri oynamak heyecan verici çünkü mesleğim bana göre heyecan verici.

Ayça İnci
Çolpan İlhan, Mustafa Alabora, Perihan Savaş gibi önemli isimlerle aynı sette olmak nasıl bir duygu? Avantaj ve dezavantajları var mı?

Son 3 yıldır hep hayalini kurduğum oyuncularla çalıştım. Mesela Uğur Yücel’le çalışmak bir zamanlar hayalken sonra gerçek oldu. Alacakaranlık’ta bu hayal gerçek oldu... Ustalarla projelerde bir arada olmak mutluluk verici bir şey. Mesela Yanık Koza’da Çolpan İlhan’ın iş disiplinine hayran oldum. Biz genç oyuncuların onlarla bir arada çalışması hiçbir zaman oldum demememizi ve daha mütevazi olmamızı sağlıyor. Dezavantajları olduğunu düşünmüyorum.

 

Oyunculuğunuzu geliştirmek için uyguladığınız yöntemler ya da çalışmalar var mı?

Yurtiçinde ve yurt dışında çeşitli workshoplara katılıyorum. Son olarak bugüne kadar ülkemizde birçok kez konser veren ve seminer düzenleyen Özay Fecht Türkiye'ye geldi. İstanbul Galata Perform'da 'kamera karşısında oyunculuk atölyesi' başlıklı bir eğitim verdi. Bu kursta Tom Cruise, Nicole Kidman, Jennifer Lopez gibi ünlü starlara koçluk yapan “Susan Batson tekniğini” öğretti Özay Fech bize. Çok faydalı bir workshoptu. Onun dışında bol bol kitap okuyorum. Bulunduğum setlerde tecrübeli oyuncuları gözlemliyorum. Ayrıca yaşantımı normal olarak sürdürüyorum. Yani dolmuşa biniyorum, alışverişimi kendim yapıyorum. Böyle olduğu zaman da bol bol gözlem yaparak beslenebiliyorum.

Size ve yüzünüze yakıştığını düşündüğünüz bir karakter var mı ? Ne tür bir karakteri çok isteyerek oynadınız / oynamak istersiniz?

Bir oyuncu olarak karakter ayırt etmem aslına bakarsanız. Her karakteri oynarım. Ama aşık kadın sevdiğim rollerden biri diyebilirim. Kendime yakıştırıyorum.

Ayça İnci
Resim eğitimi aldınız ama oyunculuğu tercih ettiniz? Bunun sebebi nedir? Hala resim yapıyor musunuz? İleride bir gün oyuncu kimliğinizin yanına ressam kimliğini de koymayı düşünüyor musunuz?

Liseden sonra aslında oyunculuğu düşünüyordum. Konservatuar sınavlarını kazanamadım. Resimde başarılı olduğum için eğitimime bu yönde devam ettim. Daha sonra Ali Poyrazoğlu’nda oyuncu olan arkadaşlarımdan bir kurs açıldığını duydum. Oraya devam ettim. Her zaman gönlümde yatan oyunculuk olduğu için bir yıl sonra Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde akşam okulu ve Actor Studio olmak üzere üç yıl da eğitimimi burada tamamladım. Uzun zamandır resim yapmıyorum. Ama ileride oyunculuk kariyerimin olgunluk döneminde evimde bir atölye yapmayı düşünüyorum. Hatta kendime örnek aldığım Anthony Quenn gibi belli bir yaştan sonra resme ağırlık vermeyi de düşünüyorum.

Setlerde başınızdan geçen unutamadığınız bir anınız var mı? Varsa bizlerle paylaşır mısınız?

Dedemin ölümünün ertesi günü, sete gidip mezarlıkta çekilen bir sahnede rol almıştım, unutamadığım günlerden biridir.

Şehirler hakkında ne düşünüyorsunuz ? Vazgeçemediğiniz şehirler var mı?

Türkiye’de vazgeçemediğim çok şehir var aslında. Sinop, Van, Urfa, İzmir kesinlikle ve son olarak Bursa diyebilirim. Çünkü dizi dolayısıyla Bursa benim ikinci adresim oldu uzun bir süre. Bursa’nın kendine has hikayelerinin yanı sıra benim de o şehre dahil olmuş hikayelerim var ve bu benim için çok önemli bir şey.

Bursa denilince aklınıza ne geliyor? Bursa’da en çok sevdiğiniz yer neresi?

Direk aklıma İskender geliyor. En sevdiğim yeri ise Uludağ.

Önümüzdeki günlerde içinde yer alacağınız yeni projeler var mı?

Görüşme aşamasında olduğum projeler var. Biri sinema filmi diğeri de dizi. Ancak anlaşma imzalamadan söylemem doğru olmaz. En yakın zamanda yine ekranlarda olacağım.

Bu keyifli sohbet ve ayırdığınız zaman için çok teşekkürler...