Bursa Nokta Net Bursa Nokta Net
Son güncelleme: 21 Mart Cuma - 13:22
SÖYLEŞİ
Cahit Kaşıkçılar:

Cahit Kaşıkçılar: "Yüzüm Gerçek Kesit ile özdeşleşti"

Gerçek Kesit dizisiyle yüzü özdeşleşen Cahit Kaşıkçılar’ın gösteri dünyasına  ilk girişi Komedi Dans Üçlüsü’nün bir düğün salonunda yaptığı gösteriyi izledikten  sonra olur.

Daha sonra Gerçek Kesit dizisine çağrılmasıyla uzun yıllar süren oyunculuk serüveni başlar.

Ve bu oyunculuk serüveninin ciddi bir bölümünü yine gerçek kesit dizisi oluşturur.

Kaşıkçılar dizide oyunluk kısmının dışına çıkıp mutfağına da eğilir ve oynadığı 285 Gerçek Kesit bölümünün 200’den fazlasının senaryosunu kendisi yazar.

O kadar ki Gerçek Kesit dizisiyle özdeşleşir. Bir çok popüler dizide çeşitli rollerde oynamasına karşın Gerçek Kesit’teki sarı bıyık imajını bir türlü atamaz.

Kaşıkçılar her şeye karşın bu şehirden ayrılmayan  insanlardan biri. Ve bu yüzden şehir içinde popülaritesi de oldukça fazla. Bursa halkı onu kendinden sayıyor.

Kaşıkçılar, oyunculuk serüvenini bizlerle paylaştı.

Cahit Kaşıkçılar

Cahit kaşıkçılar kimdir ? Oyunculuk serüveni nasıl başladı?

İlk merak okul çağlarında başladı. Aradan yıllar geçtikten sonra 1985’li yıllarda İstanbul’da bir düğüne gittim. Orada Komedi Dans Üçlüsü ile tanıştım. Bunları seyrettim . Hatta düğün sahibine sordum  “Kaç para veriyorsunuz bunlara” dedim. Adam dedi şu kadar para verdim.

Ben hemen  2 tane eleman buldum gurup kurdum.  Düğün salonları, gece kulüpleri, fuarlar derken bilfiil 8 yıl böyle çalıştım. İlk böyle başladık. Ondan sonra dublaj teklifi geldi. Derken o sıralarda Gerçek Kesit çekimleri yeni başlamış. Oradan dediler “oynar mısın?” “Oynamaya çalışırız” dedim.

Büyük bir özveriyle başladım. O zaman maddi durumum çok kötü. İlk işim video satın almak oldu. Video satın almak büyük paraydı. O zaman herkes bana manyak gözüyle bakıyordu. “Olum manyak mısın” “Ev kiranı ödeyemiyorsun” “Video senin neyine”dediler. Ama ben aldım onu oynadığım tüm filmleri kayıt ettim. Tekrar tekrar izleyerek kendime prova ettim “Nasıl daha iyi oynayabilirim” onu  tespit ettim. Bu çalışmamın semeresi her hafta çağrılmaya başladım. Derken bu işin mutfağı nasıl oluyor ona eğilmeye başladım. Sonrasında senaryo yazmaya başladım. Önce sakladım kimseye göstermedim. Sonra kendimi geliştirdim bir süre sonra senarist oldum.

Sizce senarist olmak için ne yapılmalı?

En başta çok iyi gözlemci olmanız gerekir. Her ortamdan insanlarla muhabbet edin . Bir berber nasıl konuşur, bir mahalle kadını nasıl konuşur, bir hizmetçi nasıl konuşur. Bunların kullandıkları terimler çok farklı terimlerdir. Bunları ne kadar bire bir olarak alırsak o kadar izleyiciden kabul görüyoruz.

Senaryoda kuru gürültü olmamalı. Belirli bir akış olmalı.

Bursa’da olmak sektör açısından bir handikap ve dezavantajlı. İstanbul’da olmayı düşündünüz mü?

Ben belki vaktin artık geç olduğunu düşündüğüm için önem vermedim.  Ve bir de İstanbul’un o keşmekeşliği beni sıktı. Bir ay kaldım İstanbul’da Flash TV için bir programın yapım sorumlusuydum. Bir ay sonra Bursa’ya nasıl kaçacağımı bilemedim. İstanbul’da bu işi yapacaksan ya çok sürüneceksin ya da çok paran olacak.

Cahit Kaşıkçılar

İlk İstanbul deneyiminizi anlatabilir misiniz?

Buradan artık işi yırtalım dedim. Beni ünlü bir oyuncunun oynadığı popüler bir diziden çağırdılar. Yanına takım elbise al falan dediler. Biz tabi  meraklıyız ne var ne yok doldurduk çantaya.

İstanbul’a gittim diz boyu kar. Polis bir arkadaşım vardı. “Bende kalabilirsin” dedi. Sabah 7’de çekim vardı. Cepte bir dönüş parası var bir de 20 milyon. İşim bir günlük. Bitecek ve akşam döneceğim ben.

O gece arkadaşta kaldım. Sabah onunla beraber evi terk ettim, geldim Taksim Meydanı’na. Otobüs yanaştı. Heyecanlandım. Dışarıda diz boyu kar. Birisi bize bilgi verdi. Dizinin ünlü oyuncusu hastalandığı için çekim yarına ertelenmiş.

Herkes evine gitti ben arkadaşımın evine geri dönemedim. Aksam 7’ye kadar Taksim Meydanı’ndan Tünel’e kadar kaç tur attığımı hatırlamıyorum. Bir aşağı bir yukarı bir simit bir çay...

Akşam arkadaşım beni aldı. Nasıl geçti Cahit diye sordu ama ayakta sallanıyorum ben. Ama işte şöyle döktürdük böyle döktürdük. vs. sıkıyorum ama ayakta sallanıyorum.

Sabah altı buçuk yine çantayla Taksim’e bıraktı arkadaşım. Yine otobüs geldi. Bindik otobüse bu sefer stüdyoya indik, ben içeriye girdim. Elektronik kapı vardı. Ünlü oyuncu kapıya geldi, kapıyı açmaya çalışıyor ben bir sn dedim tam elimi atıcam elektrikler kesildi. Ünlü oyuncu “elektrikler kesildi burası soğuktur” dedi atladı cipine gitti. Ben yine Taksim Meydanı’na geri döndüm. Yine aynı senaryo.

Ertesi gün tekrar gittik, yine stüdyoya girdik. Bu sefer makyajım yapıldı, rümeller sürüldü. Ünlü oyuncu yine geldi bu sefer “burası soğuk” dedi bindi cipine gitti. Biz gene paketlendik ve gittik.Yine sırtımda çanta Beyoğlu’nda bir aşağıya bir yukarıya gidiyorum ama ben makyajlıyım farkında değilim. Millet tuhaf tuhaf bana bakıyor.

Gerçek Kesit ilk olarak nasıl ortaya çıktı?

Bunun ilk yaratıcısı Eskişehir Üniversitesi’nden öğrencilerdi. İlk başta 15 dakikaydı. Hiç diyalog yoktu. Üst konuşma ve müzik vardı. Tamamen canlandırma üzerine kuruluydu.Onun arkasından karakterleri konuşturmayı  denediler.  Sonrasında da dramaya döküldü. Bir süre sonra süresini yarım saate çıkardılar.. O zaman girdim ben Gercek Kesit’e. 10 bölüm sonra falan senaryolarını yazmaya başladım

Yine gazete küpürlerinden mi yola çıkıyordunuz?

Kaynak yine adli vakalar. Gazete veya dergilerin haberlerini tarıyorsun. Savcılıktan onun  bilgileri geliyor. Üzerine hayalgücü ekliyorsun. Ve böylece Gerçek Kesit ortaya çıkıyor. Bu en başından beri böyle.

Zaten senaryo yazmayı biliyorsanız ve iyi gözlem yapıyorsanız bir süre sonra o karakterin ne yapacağını tahmin etmeye başlıyorsunuz.

Yüzünüz Gerçek Kesit’le özdeşleşti..

Özdeşleştik Gerçek Kesit ile yapıştı kaldı yüzüme. Onu atamıyorum yüzümden. Okullara gidiyorum 7 yaşındaki çocuk “aaa Gerçek Kesit’teki adam diyor, 70 yaşındaki adam da Gerçek Kesit’teki  adam” diyor.  Türk sinemasındaki unutulmaz oyuncular gibi yüzümüzü unutturamadık. Nasıl şey ben de anlamadım.

Şu ana kadar kaç tane Gerçek Kesit yapıldı?

Benim rol aldığım 285  tane film yapıldı. Bunların 200’den fazlasının senaryosunu  ben yazdım.

Cahit Kaşıkçılar

Gerçek Kesit dizisinin başarısı sizce nereden kaynaklanıyor?

Gerçek Kesit’e ilk başladığımızda bir sürü amatörüz dedik. “Buradan hiçbir şey olmaz” dedik. Bu bir macera  ‘bitecek’ dedik ama bitmedi. Senaryonun doğallığı, kendimiz parasız-pulsuz özverili çalışma, tutulmasına sebep oldu.

Senaryonun akışı diyalogların  doğallığı ve oyuncuların tamamen amatör olması ve samimiyet. Gerçek Kesit dizisinin alıştığı bir lezzet var.
Onun yakalayamadığı zaman seyirci izlemiyor.

Bu şehirde ne yapılabilir? Ne yapılıyor?

Bu şehirde her şey yapılır. Bursa’da medya ve sermaye yardım etmiyor ama halk sahip çıkıyor. Ben bu şehirde film çekmek istediğim zaman giremeyeceğim hiç bir mekan yok. Herkes evini açıyor Bursa’nın o samimiyeti var.

Bursa’nın bu sektörde alabileceği bir pay var mı?

Bu süreç isteyen bir iş. Bir dönem Bursa’ya gelmiş gruplar var. Bir dönem sonra biri Tv’de yönetmen oluyor biri drama müdürü oluyor vs. Bu kişilerin etrafında dönüyor iş. Bunun olması için orda Bursa’yla bağı olan insanların destek olması lazım.

Bir dönem Yeşilçam’ı Adanalılar sahip çıkmış. En çok sanatçı çıkaran Bursa hiçbir şeye hakim olmuyor.

Bursa İstanbul’a alternatif ucuz bir dizi veya sinema sektörü yaratabilir mi ?

Neden olmasın. Bunu halk istemesi lazım. Biraz da kişilerle ilgili. Ben mesela girdiğim heryerden kabul görüyorum, herkes kapılarını açıyor bize. Çünkü buranın insanıyım buranın yetiştirdiği çocuğum.

Diğer meselede o prodüksiyonu yapan kişiyle ilgili. Bursa’da 4 set kurarsın İstanbul’da tek setle kalırsın.

Bu dünyanın zorluklarından bahsedebilir misiniz?

Hiçbir zaman Bursa medyasından ya da Bursa işadamlarından istediğimiz desteği bulamadık. Karşımızdaki en büyük zorluklardan biri Bursa’daki sanatçıya  değer verilmemesi.

Size ne yapıyorsunuz gibi tepkiler gelebilir. Bunlar yıldırmamalı.

Mesela bir dönem “Dikkat Şahan çıkabilir.” programında Şahan’la çalıştık Kesit Ötesi diye Gerçek Kesit'le alay ettik. Mesela onunla gece sabaha karşı 2’de “abi ne çekelim” dediğinde  hemen orada anlık bir şeyler yazardım ve hemen orda çekerdik. Sabaha karşı 5 -6’da Bursa’ya dönerdik.Bu işi yapacaksak önce seveceğiz ve yılmayacağız.

En önemli prensiplerden biri de hiçbir zaman karizmayı çizdirmeyeceğiz. Yani bir oyuncunun, senaristin, bir yönetmenin parasız olduğunu veya bir şeylere ihtiyacı olduğunu kimse bilmeyecek.Çok çok dikkat edin paranız yoksa evden dışarı çıkmayın bunu çok yaşadık.

Oyunculuğun zorluklarından bahsettiniz. Peki  oyunculuğun parıltılı tarafları neler?

Sahne tozu yuttuğu insanın onu bırakması imkansız. Gönül veren kalır. Emek isteyen bir iş sonuçta kolay bir dünya değil. Güzel tarafları da çok. Medyatik olmak var ama bu aynı zamanda dezavantaj. Toplum içinde normal yaşayamıyorsunuz. Ben tek basıma Altıparmak’ta yürümekten sıkılıyorum.

Bu konuda bir anımı paylaşmak istiyorum. Zor zahmet bir Lada araba aldım. Bir arkadaşla geceleyin eve dönerken polis durdurdu, ehliyet ruhsat sordu .Açtım camı “Sen Gerçek Kesit’teki değil misin” dedi. “Evet benim” dedim

Polis arkadaşlarını çağırdı . Polis baktı bana. “Bu ne” dedi “yakışıyor mu hiç sana, bu arabaya mı binilir” dedi.

Karizma gitti. “Biz halk adamıyız para var ama biz buna biniyoruz” dedim durumu kurtarmaya çalıştım..

Araban yok laf yiyorsun, lüks araban var laf yiyorsun. Halk otobüsüne biniyorsun tanıyanlar “Ne işin var senin burada” diyorlar seni daha değişik görmek istiyorlar. 

Ancak her şeye rağmen oyunculuk çok güzel bir şey. İşin doğası gereği çocuk ruhlu oluyorsun. Çocuk gibi her kılığa giriyorsun; doktor oluyorsun, hakim oluyorsun, istediğin her kılığa giriyorsun.

09.01.2007

Bu söyleşi, Cahit Kaşıkçılar’ın Atölye 16 mm’nin, kentin kültür sanat ortamı olma yolunda ilerleyen yeni mekanı Cafe  16 mm’de düzenlediği Söyleşi Günleri adlı etkinlikte yaptığı konuşmadan derlenmiştir.